Bundan tam kırk yıl öncesinde İmam Humeyni gibi bir rehberin liderliği altında gerçekleşen Muhammedî inkılab, yeryüzü tarihinde bir dönüm noktasıydı. Hak ile batıl, zalim ile mazlum, tevhid ile şirk, mustazaf ile müstekbir arasında süregelen ezeli mücadele artık tarihin yönünü çevirecek bir aşamaya girmişti.

Bundan tam kırk yıl öncesinde İmam Humeyni gibi bir rehberin liderliği altında gerçekleşen Muhammedî  inkılab, yeryüzü tarihinde bir dönüm noktasıydı. Hak ile batıl, zalim ile mazlum, tevhid ile şirk, mustazaf ile müstekbir arasında süregelen ezeli mücadele artık tarihin yönünü çevirecek bir aşamaya girmişti. Kırılmayacak sanılan putların kırılışı, devrilmeyecek sanılan zorbaların devrilişi, yıkılmayacak sanılan düzenlerin yıkılışı, sadece İran coğrafyasındaki bir dönüşümün tezahürü değil, bütün dünyada parıldayacak bir nur patlamasıydı. Onun içindir ki, bu inkılab bir “yevmullah”tı.
 
İslam İnkılabı gerçekleştiği ilk gününden itibaren özündeki değerler ve taşıdığı hedefler dolayısıyla, başta küresel istikbar ve Siyonizm olmak üzere dünyadaki bütün şer güçlerinin hedefi haline geldi. Emperyalizm ve siyonizmin sadık hizmetçisi şahlık rejimi, bu inkılabın gerçekleşmesini önleyemeyip tarihin çöplüğüne atılınca, bu kez İnkılabın köklerini sökmek ve belini kırmak için içerden ve dışarıdan kesintisiz komplo ve saldırılara maruz kaldı. Askeri, siyasi, ekonomik, ideolojik her alanda dört bir yandan saldırılarla yüzleşen İslam İnkılabı, bütün bu saldırılar, bütün bu abluka ve kuşatmalar karşısında kutlu bir fecirden aydınlık bir geleceğe doğru yürüyüşünde 40. yaşına girdi. 
 
İslam İnkılabı’nın zaferi, sadece bir ülkenin, bir kavmin veya bir mezhebin zaferi değil, bütün ümmetin, bütün mazlumların ve yeryüzü mustazaflarının bir zaferiydi. Bu zafer, dünyanın her bir yanında çiğnenen mukaddesatımızın, işgal altında olan İslam topraklarının, saldırı ve katliamlara maruz kalan mazlum Müslümanların, özellikle de Kudüs ve Filistin’in zaferiydi.
 
Onun içindir ki, bu inkılabın zaferinden en büyük kabusu yaşayan Siyonist İsrail rejimi olduğu gibi, en büyük sevinci duyan da Kudüs’ümüz ve Mescid-i Aksa’mız oldu. Habis bir işgal ve sulta ile esarete mahkum edilen Kudüs’ümüzün ufkunda bir kurtuluş güneşi doğmuş, fecrin ışıkları Mescid-i Aksa’nın yüreğini ısıtmaya başlamıştı. Rabbanî bir lütuf ve Muhammedî bir yürüyüş, Allah Tebareke ve Teala’nın vadettiği günlerin geldiğini, artık bundan sonra yenilgilerin değil, ardı sıra destanlar dolu zaferlerin konuşulacağını müjdeliyordu.
 
Zira bu kutlu inkılabın Rabbani önderi İmam Humeyni, dünya Müslümanlarına birinci ve asli hedef olarak Kudüs’ün özgürleştirilmesi için mücadele etmeyi gösterirken, bir kanser uru olan bu gasıp Siyonist rejimin ortadan kalkacağının müjdesini de veriyordu.
 
Nitekim bu 40 yıllık tarih ve tecrübeler bütün dünyaya gösterdi ki, örümcek yuvasından daha zayıf olan Siyonist rejim hayal bile edemeyeceği yenilgileri almaya başladı. Nil’den Fırat’a kadar büyük İsrail’i kuracağını hesaplayan, bunun için de küresel emperyalizmin ve bölgesel işbirlikçi rejimlerin desteğini arkasına alan Siyonist rejim, İslam inkılabı ağacının, yani bu kutlu Şecere-i Tayyibe’nin yumruklarıyla yerlerde sürünmeye başladı. 
 
Birleşik Arap devletleri ordularını kısa sürede yenilgilere uğratan Siyonist rejim, İslam inkılabının çocuklarının karşısından kaçıp diktiği yüksek duvarların ve çelik bariyerlerin arkasında kendisini gizlemekte, direniş cephesinin korkusuyla sığınaklara sığınmaktadır.
 
İşte bu, birinci hedefi denizden nehire bütün Filistin’i özgürleştirmek olan İslam İnkılabı’nın en büyük bereketlerinden olmuştur. Bugün Filistin’den Lübnan’a ve bölgemizin diğer coğrafyalarına ulaşan direniş cephesinin varlığı, 40. zafer yılını büyük bir sevinç ve umutla kutladığımız İslam İnkılabı’nın Kudüs’e uzanan Haydarî eli durumundadır. Çünkü bugün ümmetimizin gündemi Hayber gündemidir ve Hayber gündeminin tek bir müjdesi vardır, o da Özgür Kudüs’tür.
 
Özgür Kudüs hepimizin, bütün Müslümanların şiarı, sevdası ve sancağıdır. Özgür Kudüs ümmetimizin birliğinin, dirliğinin ve aydınlık geleceğinin dayanağı, müjdesi ve güvencesidir. Özgür Kudüs, hangi mezhep, hangi kavim, hangi ülke, hangi, hizip ve hangi cemaatten olursa olsun, bütün muvahhidlerin, kelime-i tevhid ile birbirine kenetlenmiş bütün ümmetin onuru, namusu ve şerefidir.
 
Bu vesileyle, bizler Türkiye’deki Kudüs Gönüllüleri olarak,  İslam İnkılabı’nın 40. Zafer yıldönümü dolayısıyla, başta bu aziz inkılabın önderi merhum İmam Humeyni’ye, bu imamın yar ve yaranına, inkılabın tüm şehitlerine, inkılabın bayrağını en yükseklere kaldırıp direnişin bayraklarını istikbar ve siyonizmin burçlarına diken bütün yiğitlerimize şükran ve minnetlerimizi sunarken, bu inkılab dolayısıyla, bütün dünya Müslümanlarına tekrardan tebriklerimizi sunuyor, özgür Kudüs’te, Kudüs’ümüzün özgür ve aydınlık şafaklarında bulaşacağımız günlerin yakın olmasını Allah Tebareke ve Teala’dan niyaz ediyoruz.
 
Kudüs'ün özgür ve aydınlık şafaklarında buluşmak üzere.
 
KUDÜSDER – KUDÜS GÖNÜLLÜLERİ